Kölelik Hakkında Daha Önce Duymadığınız Bilgiler

Herkesin kafasına takılan mutlaka bir soru oluyor. Bugün bu sorudan biri olan kölelik hakkında daha önce duymadığınız bilgiler konusunu ele alarak merak ettiklerinizi cevaplandıracağız.

Kölelik Hakkında Daha Önce Duymadığınız Bilgiler
Kölelik Hakkında Daha Önce Duymadığınız Bilgiler

Kölelik Nedir?

Bir kişinin başka bir kişinin mülkü olması ve onun isteklerini yerine getirmesi olarak da tanımlayabileceğimiz bu kavram, eski zamanlarda uygulanan ilkel bir davranış olarak kabul edilebilir. Köle sahibine efendi ya da mevla, mülk olarak alınan kişiye kul ya da köle denirdi. Kendi özgürlüğü bulunamayan, hayatını hep başkaları için yaşayan kimseler birilerine satılabilir, ya da çok da eski sayılamayacak zamanlarda cariye olarak adlandırılabilirdi.

Kölelik Neden Tercih Edildi?

Osmanlı’da köleler oradan alınmıyordu. Kölelik devam eden bir nitelik taşımıyordu. Ayrıca azat edildiği takdirde de devlet işlerinde dahi görev yapabilirdi. Ancak bu diğer ülkeler için pek mümkün değildi. Köleliğin tercih edilme sebebi günlük ihtiyaçların efendiye fazla gelmesinden dolayı da olabilirdi. Böylece sıradan işlerde bile para vererek birini tutabilir günlük sorumlulukların yükünü hafifletebilirdi. Bazı toplumlar bunun çok daha korkutucu versiyonlarını uygulasa da kölelik en azından Türklerde ırkçı sistemlere dayandırılmıyordu.

Osmanlı dışında savaşta esir düşenler, babaların erkek çocukları, borcunu ödeyemeyenler, ağır suç işleyenler korsanlar tarafından köle olarak satılabiliyordu. Batı toplumlarında kölelik bir zaman sonra emperyalizm, sömürgecilik gibi anlayışlara dayandırılarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra yeni sömürgecilik adı verilen sistem ile sömürgeciliğin eski sistemden farklı olması vurgulandı ancak sistem her zaman aynı kaldı sadece kişilere dayatılan düşünceler farklıydı.

Kölelik İle İlgili Bilinmesi Gerekenler

Kölelikle ilgili tarih kitaplarında oldukça farklı bilgiler olabilse de tarihçiler bazı noktalarda anlaşma sağlayabilmiştir. Bunlardan biri Batı toplumları ile Osmanlı içindeki köleliğin birbirinden farklı olarak değerlendirilebildiği.

  • Sadece bir gemide 600 kadar insan taşınabiliyordu. Bu kişiler ihtiyaçlarını karşılayamadan, hatta bazı kayıplar vererek gidecekleri yere ulaşıyordu.
  • 1525-1866 yılları arasında 12 buçuk milyon köle taşınmıştır. Ek olarak 1 milyon kişi de öldürülmüştür.
  • Çoğu zaman siyahilere ayrımcılık yaparak en çok köle onlardan seçiliyor ve intihara varacak kadar işkence edilebiliyordu.
  • Özellikle Afrika’dan köle alım satımı oldukça fazlaydı. Yoksul ülkelere daha fazla ambargo uygulama imkanı bulunduğundan gelişmiş ülkeler bu fırsatı hiç kaçırmıyordu.
  • Günümüzde kölelik sistemi kaldırılsa da ambargo sistemi devam etmekte. Bazı ülkelerin yoksul olduğu, ülkelerindeki kaynakları kullanamadığı bilindiği için kullanabilen ülkeler üzerlerinde baskı yapabiliyor. Bu şimdi elmas çıkarması için kişilerden yararlanmak olarak düşünülebilir.
  • 19. yy’a kadar sürmüş bir olaydır.
  • Spartaküs ayaklanması, Roma İmparatorluğunda başladığı düşünülür.
  • Köleleri güvertede dans ettirebiliyorlardı. Ancak bu dans kölelerin eğlence maksadıyla yaptıkları bir olay olmaktan çıkıp daha çok kırbaçlar yardımıyla zorla yaptıkları bir işkenceye dönüşüyordu.
  • İlk olarak Hawai Devrimi’nde (1791-1804) yasaklandığı bilinir.

Bunlar bilinmesi gerekenlerden sadece bazısıdır. Birçok olay tarihin kara lekesi olarak anılmaya devam edecektir. Kölelik insan haklarına yapılan bir saldırı olması dolayısı ile bilinçli ülkeler tarafından tercih edilmemiş, ırk ayrımcılığından kaçınılmıştır.

Kölelik Hakkında Daha Önce Duymadığınız Bilgiler
Kölelik Hakkında Daha Önce Duymadığınız Bilgiler

Kölelik ve Irkçılık Neden Bir Arada Değerlendirilir?

Çünkü ırkçılık insanların ten renginden dolayı değerli görülmemesi ve köleliği en çok onların hak ettiğini düşünmesinden çıkmıştı. Günümüzde ırkçılık hala devam eden bir olay. Ancak bu ülkelerin geçmiş zamanlarda üzerine düşünebilmesi mümkün olmayan bir şeydi. Köleliğin dahi devam ettirilmekte herhangi bir sakınca görülmediği toplumlar elbette ki insanları ten renklerine göre yargılayacaktı bunda anlaşılamaz hiçbir şey yok aslında. Devam etmemesi gereken bir durum olduğundan bu olaya bir el atıldı ve toplumlar kişileri yargılamaya devam etse de en azından köleliği kaldırarak bazı şeyler için adım atmış oldu.

Kölelik Nasıl Sona Erdi?

Özellikle diğerlerinden daha bilgi sahibi toplumların köleliği daha önce bitirmediği sorulabilir. Ancak bu tek bir ülkenin verdiği kararla kaldırılabilecek bir şey de değildir. Günümüzde hala elmas çıkartabilmek için uğraşan işçilerin köle gibi kullandırılabilmesini de düşünürsek bu soruya anlamlı bir cevap verebiliriz.

İlk olarak Danimarka köle ticaretini kanuni olarak yasaklamış (1792), Daha sonra İngiltere, 1808 yılında da Amerika köle ticaretini kanunen yasaklamıştır. Bu olaylardan gözlemleyebileceğimiz şekilde birlik olarak bir olguyu yok etme düşüncesi son derece güçlüdür. Yeni yeni başlayan köleliğin artık bir şeylere çare olmadığı düşüncesi, üstüne üstlük köleliğin devam etmesi ve o kişilere iyi bir yaşam hakkı sunmaması dolayısı ile kişilerin yaşamı sömürülmüş ve toplumdaki refahın önüne geçilmiştir. Bu sebeplerden köleliğin kaldırılması gerektiğini düşünen birtakım toplumlar, gelecekteki birçok iyi olayın da önünü açmıştır.

Kölelik Olmasaydı Neler Değişirdi?

Öyle ya da böyle mutlaka bir olayın köleliğin yerini alabileceği düşünülebilir. Bu önyargı da sayılmaz çünkü tarih hep bu şekilde ilerlemiştir. Bir toplulukta mutlaka yöneten ve yönetilenler vardır. Böyle sürecek olmasa da farklı da gelişmeyecektir. Kölelik olmasaydı mutlaka refah artar, ırkçılık bir nebze olsun azalır, kişi yaşamına verilen önem artardı. Belki bunlardan daha farklı şeyler de olurdu hatta.

Bir Toplumda Kölelik Olmak Zorunda Mıydı?

Köle alım satımının elbette ki etik olmadığını biliyoruz. Bunlardan biri, yani köle olarak satılan kişinin yerinde biz olsaydık ne düşünürdük, nasıl bir durumun içinde olurduk diye sormadıkça da köle ticaretinin kaldırılabilmesi mümkün değildi. Köleliğin olması normal bir davranış değildi ve olması da tabi ki gerekmiyordu ama bir açıdan tarihte olan olaylardan ders çıkarabilmek gerekir ve bu yaşanmış ve bitmiş. Bu olaya pişmanlık gözüyle bakmasak ve artık ırkçılığa son versek güzel bir davranış olabilir. Bizden sonra gelecek olan nesillerin bizden utanç duymalarını istemiyorsak davranışlarımızı kontrol etmeliyiz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu